Yönetim Kurulu Toplantıları ve Kararlar ...TTK da kararların geçerliliği

Yönetim Kurulu Toplantıları ve Kararlar

Tarih: 25.11.2016

TTK.’nun 390. maddesine göre esas sözleşmede ağırlaştırılmış nisap öngörülmemişse elektronik ortamda yapılan toplantılarda dahil olmak üzere yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve hazır olanların çoğunluğu ile kararlar alabilir. Kanun gerekçesinde hafifletilmiş nisabın mümkün olmayacağına yer verilmiştir. Çünkü Genel Kurulun seçimi ile oluşan kurulun azınlıkla karar verebilmesi “kurul” kavramı ile bağdaşmayacaktır. Zaten elektronik ortamda toplantı yapabilme olanağı varken azınlıkla toplantı yapmak tutarlı bir yaklaşım olmayacaktır. Ayrıca Yönetim Kurulu üyelerinin birbirlerinin yerine oy kullanması ve toplantılara vekaleten katılması mümkün değildir. Toplantıda oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılmalıdır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş olacaktır. Eski TTK.’da yer alan azalar arasından veya dışarıdan seçilerek müzakereleri zapta geçiren “katip” kavramı ile muhalefete ilişkin hükümlere yeni TTK.’da yer verilmemiştir. Zaten bu kavramlar toplantıların doğal sonucu olarak meydana gelecektir. Bir önerinin üyelerden biri tarafında elden dolaştırılarak karara bağlanması da mümkündür. Bunun için belirli bir konuda hazırlanan karar şeklindeki öneri ile en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmalıdır. Bu önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması kararın geçerliliği bakımından şarttır. Onaylar aynı kağıtta yer almasa dahi onay imzalarının olduğu kağıtlar yönetim kurulu karar defterine yapıştırılmalı ya da kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülerek karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. Kararların imza altına alınması geçerliliği için şarttır.

Batıl Kararlar

En çok rastlanan geçersiz kararlar; eşitlik ilkesine aykırı olanlar, anonim şirketin temel yapısına aykırı olan kararlar; sermayenin korunması; bu ilkeyi şirketin malvarlığının korunması ilkesinden ayırmak ayrıca genel kurulun ve yönetim kurulunun devredilemez yetkileri ile karıştırmamak gerekir. Gerekçede ilkenin amacının "sermaye"ye odaklanma olarak ifade edilmiştir. Yedek akçelerin korunması tartışılabileceği, hükmün kapsamına, ayrıca sermaye paylarına faiz ödenmesi girebileceğine de gerekçede yer verilmiştir. Kanun gerekçesinde pay sahibinin vazgeçilmez ve sınırlandırılamaz haklarının kullanılmasının ihlal edilmesi veya kısıtlanmasının yanında iptal davasının açılabilmesinin yönetim kurulunun onayına tabi tutulması; kar elde etmek ve paylaşmak amacının terki; genel kurula giriş kartı verilmesinin veya TTK.’nun 437. maddesi uyarınca bilgi alma ve incelemenin yönetim kurulunun istediği bir taahhütnamenin imzalanması şartına bağlanması; genel kurula temsilci ile katılmanın yasaklanması, bağımsız ve kurumsal temsilciler için şirkete teminat yatırılması zorunluğunun getirilmesine ilişkin kararlarlarda geçersiz olarak nitelendirilebilir. Bu gibi durumlarda kararların batıl olduğunun tespiti mahkemeden talep edilebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre de, bir yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Yeni TTK. ile yargı tarafından benimsenen mevcut durum kanun hükmüne bağlanmış oldu. Fakat usule uygun olarak alınan yönetim kurulu kararları ise iptal edilmemelidir. Batıl kararlara kanunda yer verilmesi, iptal edilebilir kararların farkının ortaya konması bakımından önemlidir. Böylece pay sahiplerinin haklarının korunması sağlanmıştır. Gerekçeye göre batıl yönetim kurulu ve genel kurul kararları için ayrı hükümler öngörülerek daha açık ve amaca uygun bir sistem olarak benimsenmiştir. Tespit davası meşru menfaati bulunanlar tarafından bir süreye bağlı olmaksızın ikame edilebileceği de gerekçede ifade edilmiştir. Dolayısıyla yönetim kurulu kararının geçersiz olup olmadığı genel hükümlere göre belirleneceği gibi butlan sebepleri ile geçersizliğin sonuçları da aynı ilkelere göre belirlenebilecektir. Kanun hükmünde "özellikle" ifadesine yer verilerek geçersizliğin sadece vazgeçilmez haklara özgülenmediği vurgulanmıştır. Hüküm devredilemez yetkileri bakımından bütün yada münferit olarak uygulanabilir.

Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı

Her yönetim kurulu üyesinin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteme, soru sorma, inceleme hakkı vardır. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınmasının reddedilmesi mümkün değildir. Reddedilmişse konu iki gün içinde yönetim kuruluna getirilmelidir. Kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi halinde üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin kararı kesindir. Yönetim kurulu üyesinin talebinin başkan tarafından reddi halinde üye, isteğini yönetim kuruluna sunabilir. Kurulun kararı ile üye bu hakkını kullanabilir. Talepte bulunan üyenin müzakereye ve oylamaya katılmasına 393. madde engel değildir. Çünkü sorun "şirket dışı kişisel bir menfaatle" ilgili değildir. Kurulun da talebi reddetmesi halinde mahkemeye başvurma yolunun açık olup, bu husus maddede ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Kanun gerekçesine göre bilgi vermek, verecek olan kişi yönünden bir yükümdür. Bu hak ne kaldırılabilir ne de sınırlandırılabilir. Üyeye verilecek bilgi ayrıntılı, amaca uygun ve istenileni karşılar nitelikte olmalıdır. Üye bilgiyi (kural olarak) yönetim kurulunda alır; yoksa doğrudan yöneticileri çağırarak veya onlara başvurarak bilgi isteyemez. Bilgi alma hakkı şirket iş ve işlemleri ile sınırlı olup, özel işleri kapsamaz ancak özel işler şirket iş ve işlemleriyle ilgili veya bağlantılı ise bilgi istenebilir. Hak üyenin kişiliğine tanınmıştır; yoksa yönetim kuruluna "kurul" olarak tanınmamıştır ve ancak üye bilgi alabilir. Hak, üyelikten ayrılmakla son bulur. Alınacak bilginin niteliği ve özellikle "gizli", "şirket sırrı" olması ile ilgili açık bir sınır getirilmemiştir. Bunun iki sebebi vardır. Birinci sebep şudur: Güvenilmeyen bir kişi üye seçilmemeli, seçilmişse uzaklaştırılmalıdır. İkincisi ise, "şirketin menfaatlerinin" gözetilmesi de vurgulanarak ağır bir özen yükümünün getirilmiş olması ve özen yükümünün sorumlulukla doğrudan ilgili bulunması ve ayrıca bilgi sızdırmanın cezai yaptırıma bağlanmasıdır. Hukuki ve cezai yaptırımlar yeterince caydırıcı kabul edilmelidir. Üçüncü sebebe gelince: Somut olayın özelliği, istenilen bilginin verilmemesini gerekli kılıyorsa yönetim kurulu başkanı tedbir talebiyle mahkemeye başvurabilir. Yönetim kurulu üyesinin görevinin güvene dayalı olduğuna ilişkin temel düşünce, yaptığı işin nitelik ve önemi ve nihayet yüklendiği sorumluluk ve sorumluluğa bağlı hukuki ve cezai yaptırımlar ondan bir bilginin aklanmasını ve esirgenmesini haklı gösteremez. Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi verme yükümlülüğü vardır. Bir üyenin bu konudaki istemi yerine getirilmelidir. Gerekçeye göre başkan, üyeler, tüm yöneticiler, ticari mümessiller, vekiller, seyyar tacir yardımcıları riskin erken saptanması ve yönetimi de dahil olmak üzere, komite, komisyon ve alt kurullara bilgi verme yükümlülüğü vardır. Aksine hareket, iş sözleşmesinin feshini gerektirir. Şirkete bağlı olmayan komisyoncuların, tellalların, aracı kurumların, rapor yazmakla görevlendirilen kişilerin kural olarak böyle bir yükümleri yoktur. Aynı sonuç, acentalar için de söz konusudur. Onların durumlarını ve bilgi vermemelerinin sonuçlarını sözleşmeleri belirler. Her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını isteyebilir. Yönetim kurulu başkanı, kurulun izni olmaksızın, yönetim kurulu toplantıları dışında bilgi alamaz, şirket defter ve dosyalarını inceleyemez. Yönetim kurulu başkanının bu isteminin reddedilmesi halinde mahkemeye başvurabilir. Başkan kurul dışında inceleme ve bilgi edinme hakkını ancak diğer üyeler gibi kullanabilecektir. Yönetim kurulu üyesinin bu maddeden doğan hakları kısıtlanamaz, kaldırılamaz. Esas sözleşme ve yönetim kurulu, üyelerin bilgi alma ve inceleme haklarını genişletebilir. Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir.

Müzakereye Katılma Yasağı

Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamamalıdır. Kanun hükmünde yer alan "Kişisel" sözcüğü ile bizzat üyeye veya yakınına yönelik, onları konu alan veya onlarla ilgili bulunan bir menfaat kastedilmiştir, yoksa bir topluluğa ait olup da kişinin de yararlanabileceği bir kazanç, bir avantaj, bir zararın önlenmesi vb. haller kişisel sayılmaz. Menfaatin şirket dışı olması gerekir; yoksa, bir üye kendisinin, eşinin alt veya üst soyundan birinin bir şirket görevine seçimi, atanması, görevden alınması, yolluk belirlenmesi vs. gibi şirketi ilgilendiren bir işte müzakerelere katılabilir. Üyenin toplantıya katılmamasının dürüstlük gereği olduğu durumlarda da yasak geçerlidir. Mesela, müzakerenin konusunun bir üyenin ortağını; ortağı olduğu bir şahıs şirketini, eski eşini vs. ilgilendirmesi gibi. Tereddüt halinde kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya ilgili üye katılamaz. Yönetim kurulunun kararı niteliği dolayısıyla kesindir. Çünkü, organlar arasında alt üst sıralaması bulunmadığı için ihtilaf genel kurula götürülemez. Mahkeme yolunun açık olup olmadığı, içtihat yolu ile ve doktrinin yardımı ile çözülebilir. Yönetim kurulu bir üye ile ilgili yasak sebebini bilmiyor olsa bile üye müzakereye katılmamak zorundadır. Menfaat ihtilafı daha sonra ortaya çıksa bile, üye sorumlu tutulur.  Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler. Burada özel bir sorumluluk hali öngörmüştür. Sorumluluk kusur esasına dayanır ve müteselsil değildir. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır. Hüküm bir taraftan kamuyu aydınlatma, diğer taraftan da kamusal yönetim ilkesinin gereğidir. İlgili karara, üyenin müzakereye katılmamasının sebebi ve yapılacak işlemler açıkça yazılmalıdır. Karar bir yetkilendirmeyi içeriyorsa yetkilendirilen kişi ve önemli olan noktalar da belirtilmelidir.

Yönetim Kurulu Üyelerinin Mali Hakları

Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir. Anılan mali hakların bir kaçının bir arada yerine getirilmesine bir engel yoktur. Yolluklar, temsil ödenekleri, sigorta primleri ve benzeri primler, varsa özel emeklilikler, avanslar, hükmün kapsamı dışında olduğu gerekçede ifade edilmiştir.

Şirketle İşlem Yapma, Şirkete Borçlanma Yasağı

Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapmamalıdır; aksi halde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. Madde hükmü içtihatlarla ve doktrindeki görüşlerle oluşan birikime cevap verecek niteliktedir. Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393. maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit borçlanması söz konusu değildir. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat verememeli, sorumluluk yüklenmemeli, bunların borçlarını devralmamalıdır. Aksi halde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir. İkinci fıkra tamamen yeni olup, bir açıdan sermayenin (malvarlığının) korunması ilkesinin gereğidir. Hüküm bir anlamda 358. maddenin tamamlayıcısıdır ve uygulamada sıkça rastlanılan kötüye kullanmaların engellenmesini amaçlamaktadır. 202. madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dahil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler. Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır.

Rekabet Yasağı

Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir. Bu haklar, üyelerin sorumluluklarına ilişkin hükümler saklı olmak üzere, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.  

Vedat Nair
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com 
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi