Vekâlet Ücretinde Belge Düzeni ve Tevkifat

Vekâlet Ücretinde Belge Düzeni ve Tevkifat

GİRİŞ

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ve 166 ncı maddeleri avukatlık ücretini tanımlamakta ve kaynakları itibariyle, sözleşmeye bağlı olarak iş sahibinden sağlanan vekâlet ücreti ile dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekâlet ücreti olmak üzere iki ayrı vekâlet ücretinden söz edilmektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65. maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmıştır. Avukatlara hukuki yardımının karşılığı olarak ödenen vekâlet ücretleri de serbest meslek kazancı niteliğindedir. Vekâlet ücretinin doğrudan avukata, avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine veya davayı kazanan tarafından avukata ödemesi şeklinde yapılabilmektedir.

Nakden veya hesaben yapılan ödemelerden, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından, aynı maddenin 2/(b) bendinde göre yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden %20 oranında tevkifat yapılması; öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 236 ıncı maddesine göre, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi gerekmektedir.

Vekâlet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu, yapılan tahsilatlarda makbuzun kime düzenleneceği hususlarına, 27.05.2020 tarihli ve 31137 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 311 seri no.lu Gelir Vergisi Tebliğinde açıklık kazandırılmış, konu ile ilgili ayrıntılı açıklama ve örneklere yer verilmiştir.

1- VEKÂLET ÜCRETLERİNDE VERGİ TEVKİFATINI YAPACAK OLANLAR

Mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek kazancına dahil edilmesi gereken vekalet ücretleri üzerinden, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar tarafından karşı tarafa yükletilen vekalet ücretinin;

a) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

b) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından,

c) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması esnasında, gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Görüleceği üzere, (a) ve (b) maddelerine göre davayı kaybeden tarafından, (c) maddesine göre ise davayı kazanan tarafından Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 2/(b) bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılmayanlar, diğer bir ifadeyle tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekâlet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Vekâlet ücretini ödemekle yükümlü olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekâlet ücreti ödemelerinden tevkifat yapılmayacak, işverenin vekâlet ücretini avukata ödemesi esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.

İcra işleminin durdurulması için, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun ilamın icrasını durdurabilmek için takip edilen vekalet ücreti dahil borç tutarı için teminat verildiği ve istinaf veya temyiz başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekalet ücretine ilişkin nakden veya hesaben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Aynı şekilde, icra işlemleri sonucu borçluya haciz uygulanması ve hacze konu mallarının satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu olmayacaktır.

Bu durumlarda da serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu olmayan vekalet ücreti, serbest meslek kazancına dahil edilerek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir.

Mahkeme kararında “KDV Hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde vergi tevkifatında dikkate alınacak tutar:

Bu durumda, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının iç yüzde yöntemiyle hesaplanacak KDV düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir.

2- VEKÂLET ÜCRETİ ÖDEMELERİNDE BELGE DÜZENİ

213 sayılı Kanunun 236 ncı maddesinde, serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim ederek bir nüshasını müşteriye vermek ve müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır.

a) Vekâlet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, doğrudan avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

b) Vekâlet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, icra ve iflas müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun bir nüshasının icra iflas müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.

c) Vekâlet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan alacaklıya (davayı kazanan) ödenmesi halinde, alacaklı (davayı kazanan)  tarafından borçlu (davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi gerekmektedir.

d) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekâlet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukata ödenmesi halinde, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı (davayı kazanan) adına düzenlenmesi gerekmektedir.

e) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekâlet ücretinin ücretli çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise ödemenin ücret bordrosu düzenlenmek suretiyle yapılması gerekmektedir.

Görüleceği üzere, serbest meslek makbuzunun hangi şartlarda, kime ve nasıl düzenleneceğinin açıkça ifade edilmiştir.

3- GELİR VERGİSİ TEVKİFATI YAPMAK ZORUNDA OLANLARIN KARŞILAŞABİLECEKLERİ CEZAYİ MÜEYYİDELER

Vergi Usul Kanununun 11. maddesine göre, yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludur.

Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesinde yazılı kuruluş ve mükelleflerin, serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere nakden veya hesaben yaptıkları ödemeler üzerinden yapacakları gelir vergisi kesintisini, aynı kanunun 98. maddesine göre belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ilgili vergi dairesine bildirmeye, 119. maddesine göre de ödemek zorundadırlar. Söz konusu vergilendirme ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesinden dolayı, tevkif suretiyle alınması gereken vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamların tevkifat yapmaya mecbur olanlardan aranacağı açıktır.

4- SERBEST MESLEK MAKBUZUNUN YANLIŞ DÜZENLENMESİ VEYA HİÇ DÜZENLENMEMESİ DURUMUNDA KARŞILAŞABİLECEK CEZAYİ MÜEYYİDELER

Vergi Usul Kanununun 236. maddesine göre, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için, 237. maddesinde yer alan zorunlu bilgilerin muhteviyatında yer alması şartıyla serbest meslek makbuzu düzenlemek mecburiyetindedir. 311 seri no.lu Gelir Vergisi Tebliğinde vekâlet ücretlerine ilişkin serbest meslek makbuzunun kime düzenleneceği açık bir şekilde belirtilmiştir.

Serbest meslek makbuzunun muhteviyatındaki bilgilerin doğru olmamasının sonuçları ağır olabilmektedir. Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesinde muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge şeklinde tanımlanmıştır. KDV Uygulama Genel Tebliğinde, belgede yer alan bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunun (ödeme bilgileri, mal hareketleri ve alıcı bilgileri gibi) deliller ile tespit edilmesi halinde, belgenin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu belirtilmiştir.

Dolayısıyla hizmet ifasının gerçek olduğu ancak adına belge düzenlenmesi gereken kişi yerine başkası adına düzenlenmiş belgeler, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olarak kabul edilmiştir. Buna düzenlemeler doğrultusunda, VUK’ un 359. maddesinde yazılı bu suçun işlendiğinin tespit edilmesi, yani kastın varlığının iddia ve delillerle ispat edilmesi halinde aynı Kanunun 367. maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilecektir.

Makbuz muhteviyatında yer alması gereken kişi yerine başkasının adının yazılması halinde tespit edilen her bir serbest meslek makbuzu için ayrı ayrı Vergi Usul Kanununun 352/II-7. maddesine göre vesikaların muhteviyatı ile ilgili düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamasından dolayı usulsüzlük cezası kesilebileceği, serbest meslek makbuzunun hiç düzenlenmemesinden dolayı ise tespit edilen tutarın kazanca ilave edileceği ve aynı Kanunun 353/1 maddesine göre verilmesi icabeden serbest meslek makbuzunun verilmemesinden özel usulsüzlük cezası kesilmesine neden olabileceği unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA

  • 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu.
  • 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
  • 311 No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği.
  • KDV Uygulama Genel Tebliği.

09.11.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi