TURİZMDE KURUMSALLAŞMA SORUNLARI: AİLE İŞLETMELERİ ÖRNEĞİ

TURİZMDE KURUMSALLAŞMA SORUNLARI: AİLE İŞLETMELERİ ÖRNEĞİ

ÖZET

            Ekonomik faaliyetler içinde yer alan birçok işletme türü bulunmaktadır. Aile işletmeleri de ekonomik alanda geniş bir yer kaplamaktadır. Dünya ekonomisinde önemli bir yere sahip olan aile işletmeleri aktif bir yapıya sahiptir. Bu aktiflik Türkiye içinde %95’lik bir alanı kapsamaktadır. Ekonomi de önemli bir yere sahip olmasına karşılık genel manada kısa ömürlü bir yapıya sahip olmaktadır. Aile işletmeleri birçok sorunla karşılaşmakta, bu sorunlar uzun vadede aktifliklerini azaltmaktadır. Sorunların geniş alanlara yansıması, işletmeleri zor durumda bırakarak sektörden çekilmelerine neden olmaktadır.

            Küreselleşme ile birlikte, ekonomik alanlar, işletmelerin kurumsal yapıları da dönüşüm meydana getirmiştir. Bu değişime ayak uyduramayan aile işletmeleri kurumsallaşmada yetersiz kalarak sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Kurumsallaşma aşamasındaki aile işletmeleri aile imajının verdiği destek ile sektörde ilerleme kat edebilmektedirler.

Anahtar kelimeler: Kurumsallaşma, aile işletmeleri, ekonomi, turizm.

1.GİRİŞ

Günümüzde ekonomik yapı içerisinde aile işletmeleri önemli bir yere sahiptir. Özel olarak ekonomi de yer alan işletmelerin büyük bir çoğunluğunu aile işletmeleri oluşturmaktadır (Kiracı ve Alkara, 2009: 176). Aile işletmeleri ülke ekonomisine katkılar sağlarken, ülke ekonomisinin durumu da aile işletmelerini etkileyebilmektedir. Aile işletmelerin yüksek miktarda bulunması bu etkiye sahip olmasını sağlamaktadır (Çalışkan, 2011: 11). Aile işletmeleri, hem ekonomik akıştan etkilenmekte de hem de kuşaktan kuşağa aktarılan bir iç dengeye sahip olmasından kaynaklı olarak sorun yaşayabilmektedir. Ekonomik alan içerisinde yaşamaya çalışan aile işletmeleri var olma mücadelesi yaşamaktadır. Mücadele edebilecek boyutta olan işletmeler ekonomik yaşama devam ederken, mücadele de başarılı olamayan işletmeler işletmelerini devretmekte veya tamamen kapanmaktadır (Erdirençelebi, 2012: 1).

Turizm, hızla gelişen bir sektör haline gelmektedir. Hem ülkesel hem de bölgesel kalkınmada etkili bir role sahiptir. Belirli dönemlerde yaygın gelir elde edimini sağlayan turizm sektörü, dış ticaret açığının kapatılmasında kullanılan önemli bir araçtır. Turist sayısına göre turizm gelirleri de buna bağlı olarak artış göstermektedir. Son yıllarda bu artış daha da kendisini göstermekte, bu sebeple turizm sektörüne büyük önem verilmektedir. GSMH’deki payı, dönemsel ve uzun vadede yarattığı istihdam, döviz akışı turizme verilen önemi her geçen gün arttırmaktadır. GSMH içindeki payını %3,3’ten %6’ya çıkarmıştır (Akyol ve Zengin, 2014: 3). Turizm alanında, belirli bölge ve beldelerde yer alan işletmeler, ekonomik alanın büyümesinde önemli bir yere sahiptir. Bu işletmelerin çoğunluğunu aile işletmeleri kapsamaktadır.

Kurumsallaşma, her işletme için gereklilik oluşturmaktadır. Bu gereklilik turizm işletmeleri ve aile işletmeleri için de geçerli kılınmaktadır. Ekonomik hareketlilik ve sürekli dönüşümün yaşanması kurumsallaşmayı zorunlu kılmaktadır. Kurumsallaşmayı başaramayan her bir işletme ekonomik olarak devleti olumsuz etkilemektedir. Kurumsallaşamayan her bir işletme ekonomik faaliyetini durdurmak zorundadır. Bu da ülke ekonomisinde soruna yol açabilecek boyutlara ulaşmaktadır. Özellikle ülke ekonomisinde işletme olarak %95’lik bir alanı kapsayan aile işletmeleri kurumsallaşma esasında hareket etmek durumundadır (Kiracı ve Alkara, 2009: 167). Bu çerçevede meydana gelen kurumsallaşmanın ekonominin gelişimi esasında etkili bir rol oynamaktadır.

2. KURUMSALLAŞMA KAVRAMI

            Kurumsallaşma kavramı iki dönem dahilinde yapılanmaktadır. İlk dönem 1950-1960 yıllarını kapsamaktadır.  1950-1960 yıllarında sistem teorisinin bir unsurunu oluşturmaktadır.  1950’li yıllarda, işletme sahipleri işletmelerinin uzun ömürlü olması ve kendinden sonra da işleyişine devam edebilmesi için arayış içine girmiştir.  Buradan yola çıkarak kurumsallaşma kavramı ortaya çıkmaya başlamıştır. İkinci dönem ise 1970 ve sonrasını oluşturmaktadır. Kurumsallaşma yapısı, 1980’li yıllardan başlayarak sürekli araştırılan, irdelenen ve tartışılan bir kavram olmuştur. Bu alanda birçok teori ve yönetsel anlayışlar oluşturulmuştur.  Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya gibi ülkeler kurumsallaşma, kurumsal yönetim alanları ve fonksiyonlarla ilgilenmiştir. Bu yönelim Türkiye’de 1990’lı yıllarda kurumsal yönetim anlayışı çerçevesinde meydana gelmiştir (Gül, 2012: 25).

Kurumsallaşma ile alakalı olarak birden fazla tanım yapılmıştır. Tanımlarda kurumsallaşma birçok açıdan ele alınmış, geniş şekilde ifade edilmiştir. Tanımla şu şekilde sıralanabilmektedir (Akyol, 2010: 49; Akın, 2014: 4):

  • Kurumsallaşma; işletmelerin hizmet sağladığı çevreleri (örgütsel çevre-örgütsel alan) ile alakalı olarak ortaya koydukları uyum ve hizmet alanındaki ilerleme süreçleridir.
  • Firmaların belirli amaç doğrultusunda, belirli ilke ve nitelikler çevresinde idare edilmesidir.
  • Karpuzoğlu’na (2004: 71) göre kurumsallaşma; işletmenin çalışan kişilerin dışında, belirli bir yapıya, prosedüre ve standarda sahip olması olarak tanımlamaktadır. İşletmenin kendisine has çalışma stiline, yöntemlere ve usullere sahip olması işletmenin kurumsallaşmasının sağlayan unsurları oluşturmaktadır.
  • Şirketin kişisel yetenek ve yapısının dışında, ortak kaideler, standartlar, çalışma alışkanlıklarının oturması, kimlik ile bütünleşmesi ve diğer şirketlerden ayırt edici bir yapıya sahip olmasıdır.
  • Örgütsel öğrenmeyi bireysel öğrenmeden ayıran önemli bir süreç ve kurumsallaşma aşamadır.
  • Kurumsallaşma, işletmenin var olan yapısında çıkarak belirli standartlara esasında yapılanması, organizasyon yapısında yer alan yönetici ve çalışanın işinde uzman kişilerden oluşması ve işletmenin bilgi unsuru dahilinde hareket etmesi anlamını taşımaktadır.

Tanımlardan da anlaşılacağı üzere kurumsallaşma, işletmenin tüm birimleri, tüm çalışanları, tüm unsurlarınca benimsenen, işletmeye özgü bir yapı sağlayan, belirli standartların, kuralların uygulandığı, sistematik bir yapıya bürünmesini sağlayan ve diğer işletmelerden farklı olmasını sağlayan unsurlar bütünüdür. Bununlar birlikte kurum kavramı (Akça, 2010: 47):

1) Organizasyona sahip bir yapı,

2) Sosyal kaidelere bağlı bir düzen,

3) Standartlar çerçevesinde oluşturulmuş işlemler,

 4) Program ve kurallar dizini,

5) Fonksiyonel durumlar,

6) Herkesçe kabul görmüş olan ve tartışılmayan,

7) Uzun süre varlığını devam ettiren,

8) Grup ideallerini oluşturan,

9) Kontroller çerçevesinde hareket edilen bir sistemdir.

1990’lı yıllara gelindiğinde ekonomik yapı hızlı bir şekilde değişmeye başlamıştır. Bu değişimler işletmeleri de her alanda etkilemiştir. Değişimlerin sürekli bir yapıya dönüşmesi ve rekabet ortamının daha da zorlaştığı bu dönemde işletmeler eski yapılarından sıyrılarak kurumsallaşma yoluna gitmiştir. İşletmelerin belirli bir kimliğe ve kaidelere sahip olması zorunluluk halini alarak değişimi gerçekleştirmiştir (Gülen, 2005: 21).

            Kurumsallaşma tüm dünyada kabul görmeye başlamış, bununla birlikte Türkiye’yi de etkisi altına almıştır. Teknolojinin her geçen gün gelişme göstermesi, nitelikli nüfusun artması, beklenen hizmet düzeyini etkilerken, müşteri odaklı hizmeti de beraberinde getirmektedir. Rekabetin yoğun olarak yaşandığı dünya pazarında yerini almak isteyen işletmeler ise kendilerini yenilemek zorundadır. Kurumsallaşma ise var olan değişimlere ayak uydurabilmek ve Pazar içerisinde yer alabilmek amacıyla gereklilik arz etmektedir. Kurumsallaşmayı gerçekleştiremeyen işletmeler, var olan değişimlere ayak uyduramamaktadır. Kurumsallaşma ile yarar sağlayan tüm unsurlar işletme bünyesinde tutulmaktadır. İşletmenin zararına olan tüm unsurlar ise atılmaktadır. Uluslararası rekabet alanında yer alabilmek için de kurumsallaşma önemli bir unsurdur. Kısaca kurumsallaşma işletmelerin uzun ömürlü olabilmesi için gerekli olan temel öğelerdir. Mevcut düzen içinde yer alma şeklidir (Meşe, 2005: 20).

            İşletmelerin kurumsallaşması adına birçok yasal prosedür bulunmaktadır. Prosedürlerin gerçekleştirilmesi ile kurumsallaşmanın ilk adımı atılmış olmaktadır. Şirketin kurumsallaşmasında ilk adım yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinin dışında, gerekli yetkinliğe sahip yöneticilere güvenmektir. İşletmenin kurumsallaşmasındaki bir diğer adım ise çalışma sahasında bulunan profesyonellerin çalışan arasındaki orandır. Profesyonel yapıya sahip yönetici sayısının artması, kurumsallaşmada önemli bir unsur oluşturmaktadır. Profesyonelliğin yüksek düzeyde olması, çalışanlar arasında da adalet düzeyini arttırmakta ve eşitlik oluşturmaktadır. Bu da örgütsel bağlılığı arttırarak verilen hizmetin kalitesini yükseltmektedir. Profesyonellik işletmenin sürekli gelişim ve kontrol altında olmasını da sağlamaktadır (Özkoç ve Kemer, 2017: 570).

            İşletmeler kurumsallaşma ile birlikte sektörde kalma sürekli olarak kazanç sağlama unsurlarına kavuşmuş olmaktadırlar. Buna göre, işletmenin kurumsallaşmasından kasıt ise çevre ile uyumlu olması, çevrelerce kabul görmesi, talep görerek belirli bir kazanç unsurlarına ulaşma anlamlarını taşımaktadır (Büte, 2010:7).

Kurumsallaşmanın temel amacı, işletmenin (patron, yönetici, kritik personel vb.) kişi ve kişilerin yeteneklerinden bağımsız olarak kendi yönetsel alanının oluşturmasıdır.  Bu durum işletme içerisinde insan ve insani yeteneklerin yer almayacağı anlamını taşımamaktadır. Aksine insanlar, belirli kişiler olmasa da işletme belirli bir düzende işlevine devam edebileceği anlamını taşımaktadır. Kişilere bağlı olan işletmeler, kişilerin yokluğunda hizmet veremez hale gelmekte ve son bulabilmektedir. Kurumsal işletmelerde bu risk söz konusu değildir. İşletme belirli bir düzen esasında hareket etmektedir (Akça, 2010: 48).

İşletmelerde kurumsal olup olmadığının analizi için kabul görmüş esaslar ve kaidelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kaideler işletmenin kurumsal bir yapıya dönüşüp dönüşmediğini ifade etmektedir. İşletmelerde kişilerden çok, kabul görmüş kurallara dayalı bir yapıya sahip olduğunu gösteren unsurlar şu şekilde sıralanmaktadır (Aylan ve Koç, 2017: 567):

  • İşletme anayasası
  • Formel Örgüt Yapısı (görev, yetki ve sorumlulukların net olarak belirlenerek iş ve görev tanımlarının yapılmış olması)
  • Stratejik Planlama Süreci
  • Profesyonelleşme
  • Yetki Devri ve Yetkilendirme
  • Yönetim Anlayışı ve Yönetime Katılma
  • Karar Alma Şekli
  • Etkin Bir İletişim Sisteminin Oluşturulması
  • İç Denetim Faaliyetleri (Hesap Verebilirlik)

Kurumsallaşma aşamasında dışarıdan içeriye doğru yönelme bulunmaktadır. Bu da kuruluş ve çevre unsurunu ön plana çıkarmaktadır. Kuruluşlara belirli bir yapıya sahip olmasını sağlayan ve yeni bir düzen içinde yer almasını sağlayan kurumsallaşma, işletmelerin aktif olmasını sağlayan en önemli unsurdur. Bu esasta kurumsallaşmış bir işletme, çevresi ile uyum sağlayan uzun ömürlü bir yapıya dönüşmektedir (Dilbaz, 2005: 64).

Kurumsallaşmanın olası yararları şu şekilde sıralanmaktadır (Ulukan, 2005: 34):

  • Kontrolün sağlanmasında kolaylık arz etmektedir,
  • İş bölümünün işleyişi düzenli bir yapıya kavuşmaktadır,
  • Örgüt belirli bir düzene ve sisteme kavuşmaktadır,
  • İşletmenin gelişmesi ve büyümesi gerçekleşmektedir,
  • İşletmenin devamlı bir yapıya kavuşmasını sağlanmaktadır,
  • İşletme yöneticileri kendilerine zaman ayırabilecek programa sahip olabilmektedirler,
  • İşletme hedeflerine ulaşım daha da kolaylaşmaktadır,
  • Hata payı azalırken hata yapma oranı da azalmaktadır,
  • Çalışmalar işi bilen yetkin kişilerce gerçekleştirilmektedir,
  • Yetki sorumluluklar daha belirgin bir yapıdadır,
  • İş planlaması da net bir şekilde gerçekleşmektedir,
  • Yetki ve sorumluluklar arasında denge oluşturulmaktadır,
  • Dışa açılma gerçekleşebilmektedir,
  • Kararların alınmasında işletme yararı göz önüne alınarak gerçekleştirilmektedir.

Kurumsallaşmanın yararları olduğu kadar birçok sakıncası da bulunmaktadır. Kurumsallaşmanın sakıncaları ise şu şekilde sıralanmaktadır (Ulukan, 2005: 35):

  • Kurumsallaşma yüksek maliyete sahiptir,
  • Karar alma sürecinde uzun yollar kat edilmektedir,
  • Sistem yavaşlamaktadır,
  • Sürekli tekrar eden bir döngü içinde hareket edilmektedir,
  • Koordinasyon sağlanamaya bilinmektedir,
  • Çalışmaların seyrinde patron olarak yaklaşım meydana gelememektedir,
  • Monotonluk söz konusudur,
  • İşletme sahipleri işletme çerçevesinde kapsamlı düşünmemektedir,
  • Çalışanların iş becerileri yavaşlamaktadır,
  • Aşırı fonksiyonel bir düzen meydana gelmektedir.

2. TURİZMDE AİLE ŞİRKETLERİ VE SORUNLARI

            Aile şirketi kavramı tarihsel olarak eski zamanlara dayanmaktadır. 1988 aile şirketi kavramı üzerine gerçekleştirilen ilk çalışma “The Family Business Review” dergisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Aile şirketleri, kapsamı, içeriği ve sınırlılığı konusunda farklılık oluşturmaktadır. Mirasın dağılmaması için kurulan ortaklıklara aile şirketi adı verilmektedir. Aile şirketi; aile üyeleri tarafından oluşturulmuş bir işletme türüdür. Aile bireylerince kurulduğu için kapalı bir yapıya sahip olmaktadır. Aile şirketlerinde, yönetici konumunda aile bireylerinin en büyüğü yer almaktadır. Bu durum genel itibariyle her aile işletmelerinde aynıdır. Aile işletmesini kuran kişi sağlığı el verdiği düzeyde işletmenin başındadır ve işletmeyi kimseye devretmemektedir. Bu sebeple şirket sahibi ve en yetkili yönetici aynı kişilerdir. Bu kişiler sabit konumda yer almakta, diğer aile bireyleri diğer görevlerde konumlandırılmaktadır (Sarıtaş vd., 2016: 137).

Tablo 1: Aile İşletmelerinin Gelişim Evreleri ve Değişimler

Birinci Nesil Aile İşletmeleri

Büyüyen ve Gelişen Aile İşletmeleri

Kompleks Aile İşletmeleri

Sürekli Olmayı Başaran Aile İşletmeleri

Mülkiyet

İşletme Sahibinden

Kardeşler Arasında

Aile ve Profesyoneller Arasında

Aile ve Çok Sayıda Profesyonel Arasında

Örgüt Yapısı

Basit Merkezi

Basit Yarı Merkezi

Karmaşık

Karmaşık

Karar Alma Yetkisi

İşletme Sahibinde

Kardeşler Arasında

Profesyonel Yöneticiler ve Aile Bireyleri Arasında Ortak

Profesyonel Yöneticilerden, Danışmanlardan ve Aileden Oluşan Komite

Karar Alma Şekli

Merkeziyetçi

Merkeziyetçi

Merkezkaç

Merkezkaç

İletişim

Dikey

Dikey, Yatay

Dikey, Yatay, Çapraz

Çok boyutlu

Değerler

Aile ve Girişimci Değerleri

Girişimci Değerler

İş Değerleri

İç ve Dış Piyasa Değerleri

Kaynak: Gülen, 2005: 13.

Aile şirketlerini diğer işletmelerden farklı kılan unsur; aile içi ilişkilerin işletme içinde de yerini alması ve bütünlük kazanması şeklinde ifade edilmektedir. Aile şirketleri, aile bireylerinin önde olduğu ve yönetimi yine aile bireylerinin sağladığı işletme anlayışına sahiptir. Bu nedenle, kararların hızlı bir şekilde verilmesi, hedeflerin ortak olması ve diğerlerinden farklı olarak hedeflere ulaşımın daha da kolay olması, aile şirketlerinin işletmeler arasında avantaj sağlamaktadır. Bunun yanı sıra, aile şirketlerinin birçok dezavantajı da bulunmaktadır. Aile bireylerinin profesyonel davranmayarak aile yapısı içerisinde bulunduğu role yönelik hareket etmesi, aile arasındaki duygusallığın profesyonel bir işletme düzeninin dışında kalmasına neden olurken, aile arasında meydana gelen herhangi bir sorunun işletme için büyük sorunlar yaratması da muhtemeldir. Bu sebeple aile işletmelerinin kurumsal bir boyutta hareket etmesi gerekmektedir (Deloitte, 2016: 4).

Kurumsallaşma ile işletmeler bir sistem halini almaktadırlar. İşletmelerin sistemli bir yapıya dönüşmesi için aşağıda yer alan özelliklerin bünyesinde barındırması gerekmektedir (Akın, 2014: 4):

  • Tüm birimler arasında koordinasyonun sağlanması, Yöneticilerin aileye yakınlıkla değil, bilgi, tecrübe ve yeteneklere göre belirlenmesi, Örgüt içi ve dışı bilgi akış sisteminin kurulması, Patronun kararlarının değil, örgüt çalışmalarının da katılımı ile verilecek kararların egemen olması, Değişen çevre şartlarına uyumun sağlanması, İç ve dış müşteri memnuniyetinin sağlanması, Sosyal sorumlulukların yerine getirilmesi, Örgüt yapısının açıkça belirlenmesi, Yetki ve sorumlukların bilinmesi, Modern yönetim tekniklerinin uygulanmasıdır.

Şekil 1: Kurumsal Yönetim İlkeleri

Kaynak: Kiracı ve Alkara, 2009: 175.

Aile işletmelerinin uzun ömürlü bir yapıya bürünmesi için tek çözüm kurumsallaşmadır. Bunun önemini kavrayan birçok aile işletmesi kurumlaşma yolunda hareket etmiştir. Etkili bir kurumsallaşma için etkili bir kurumsal yönetim anlayışı gerekmektedir. Kurumsal Yönetim Derneği’ne göre, kurumsal bir işletmenin evrensel ilkeleri; adillik, hesap verebilirlik, sorumluluk, şeffaflık, sorumluluk şeklinde sıralanmaktadır. Şeffaflık ilkesi, şirketin finansal durumu, yönetim yapısı, hissedarlıkları, iş durumu ve faaliyet alanlarının düzgün bir şekilde açıklanması durumudur. Hesap verebilirlik, iş ile ilgili göreve sorumlulukların açık bir şekilde ifade edilebilmesi, şirket menfaatinin kurum yönetici ve sahibi tarafından gözetilmesi olarak tanımlanmaktadır. Sorumluluk, şirket işleyişi ve hareketlerinin yasal ve toplumsal değerlere yönelik düzenlenmesidir. Adillik, hem yabancı hem işletmenin hissedar korunması olarak tanımlanmaktadır (Kiracı ve Alkara, 2009: 175).

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yapılandırılan kurumsal yönetim ilkeleri şu şekildedir (Yörük, 2006: 187):

  • Pay sahiplerinin hakları ve eşit işleme tabi olmaları konusundaki prensipler,
  • Kamunun aydınlatılması ve şeffaflık kavramları ile ilgili prensipler,
  • Menfaat sahipleri ile ilgili prensipler,
  • Yönetim Kuruluna ilişkin prensipler.

Aile işletmelerinin de bu ilkeler doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir. Şirket boyutunda sistematik bir yapıya sahip olamamaları genel geçer ilkelere bağlı olamamalarını göstermektedir. Bu doğrultuda aile işletmelerinin kurumsallaşması kurallara uyum temellidir.

Turizm sektörü, sanayi kuruluşlarının çoğuna bağlı olarak gelişen ve bu sayede tüm sektörler üzerinde büyük etkiye sahip bir sektördür. Turizm talebine bağlı olarak turizm alanlarının düzenlenmesi, alt yapılarının geliştirilmesi, tarımsal üretimin arttırılması, ticaret ve hizmet sektörlerinin yaygın olarak yer alması turizm gelişmeleri içerisinde yer almaktadır. Bu aşamada kurumsallaşma kavramı önem kazanmaktadır. Turizm sektörü içerisinde önemli düzeyde yer alan aile işletmelerinin daha sistematik bir yapı içerisinde işlerlik göstermesi için kurumsallaşma gerekmektedir. Ülkemizde turizm sektörüne yapılan birçok yatırım doğrultusunda sektörde işleyiş gerçekleştiren işletmelerin de önemini arttırmıştır. Aile temelli olan bu işletmelere ilgi gün geçtikçe artmaktadır (Akyol ve Zengin,2014: 9).

Aile işletmelerinin asıl kurucularını vefatıyla işlevsiz hale gelmesi ve gelecek nesillere aktarılmamasının yegane sebebi; planlayarak hareket edilmemesi ve uzun vadeli yaklaşım sergilememeleri, ailenin yapılandırdığı gibi işletmenin devam etmesi ve kurumsallaşma düşüncesine sahip olamamalarından kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir aile işletmesinin sahip olması gereken özellikler ise; birbirine bağlılık, güven, karşılıklı saygı, iletiyim sağlayabilmek, yaşam sorunları ile birbirlerine destek olabilme ve birlikte zaman geçirme şeklinde sıralanmaktadır. Aile işletmeleri kurumsallaşma ile hayatlarını sürdürebilmekte ve başarı elde edebilmektedir (Deloitte, 2003: 6).

Egon Zehnder Iinternational’ın gerçekleştirdiği çalışmalarda, aile şirketlerinin kuruluşunda yer alan ilk iki neslin başta olduğu dönemlerde, profesyonel yaklaşım ve kurumsallaşma durumlarının göz ardı edildi, ayakta kalma için çabaların sarf edildiği bunun ötesine gidilemediğini beyan etmiştir. Esasen diğer araştırmalarda aynı sonuçları ortaya koymaktadır. Kuşak geçişlerinin yapılamadığı ve işletmelerin geçişi sağlayamamasından kaynaklı olarak başarılı şekilde ilerleyemediği görüşündedir. Birinci kuşak ne kadar yetkin ve okumuş olsa dahi işletmeyi diğer bir kuşağa devrini yapamamakta; güvenemedikleri ve başka sebeplerden yetki devrini gerçekleştiremedikleri, bu yüzden işletme ne kadar büyük ve yetkin olursa olsun kişiye bağımlı olarak devam ettiği ve kişinin ölümünden sonra da ilerleme kaydedildiği görülmektedir (Büyükcebeci, 2012: 46).

Turizm sektöründe aile işletmeleri ömürlerini uzatmak adına kurumsallaşma yolunu seçmişlerdir. Turizm Sektörünün ülke içerisinde büyüyüp gelişmesi için aile şirketlerinin kurumsallaşarak ülke içinde aktif bir yere sahip olmaları gerekmektedir. Dünya çapındaki birçok işletme, başlangıçlarını aile işletmesi olarak yapış ve ardından kendisini geliştirmişlerdir. Turizm sektöründe aile işletmelerini kurumsallaşması ile birlikte istihdam alanları doğmaktadır. Turizm sektörü ile birlikte ortaya çıkan istihdam alanları şu şekilde sıralanmaktadır (Akyol ve Zengin, 2012: 588):

  • Otel, restoran, motel şeklindeki işletmelerde ortaya çıkan doğrudan istihdam durumları.
  • Turizmde arz hususunda bulunan, turizm ile alakalı ama turizm direk harcamalarla bağlantılı olmayan, diğer sektörlerden meydana gelen dolaylı istihdam.
  • Bölge halkının sağladığı, ekonomik alanda aktiflik gerçekleştirdiği; ek istihdamdır.

Şekil 2: (1997-2016)

Kaynak: Turizm Bakanlığı, 2018.

Büyümesini gerçekleştirdikten sonra kurumsallaşma yoluna giden işletmeler ise bunu başaramamakta, kurumsal bir yapıya bürünememektedir. Türkiye`de 25 milyar $’lık ihracat kapasitesi bulunan turizm sektöründe önemli bir birim olan konaklama işletmeleri aileler tarafından yönetilmektedir. Turizm alanında konaklama işletmeciliği yapan aile şirketleri kurumsallaşma sorunlarını aştıklarında hem kendileri büyük bir işletme olabilecek hem de dünya çapındaki diğer işletmelerle yarışabilecek seviyeye ulaşabilecektir. Bunun için kurumsallaşmanın başarılı bir şekilde gerçekleşmesi önemlidir (Akyol ve Zengin, 2014: 7).

Tablo 2: Türkiye’ye Gelen Toplam Turist Sayısı, Turizm Geliri ve Turist Başına Harcama

YILLAR

TURİZM GELİRİ (1000$)

ZİYARETÇİ SAYISI

ORTALAMA  HARCAMA ($)

2003

13 854 866

16 302 053

850

2004

17 076 606

20 262 640

843

2005

20 322 112

24 124 501

842

2006

18 593 951

23 148 669

803

2007

20 942 500

27 214 988

770

2008

25 415 067

30 979 979

820

2009

25 064 482

32 006 149

783

2010

24 930 997

33 027 943

755

2011

28 115 692

36 151 328

778

2012

29 007 003

36 463 921

795

2013

32 310 424

39 226 226

824

2014

34 305 904

41 415 070

828

2015

31 464 777

41 617 530

756

2016

22 107 440

31 365 330

705

2017

26 283 656

38 620 346

681

Kaynak: TÜRSAB, 2018.

            Tablo da görüldüğü üzere turizm ziyaretçi sayısı 2003-2017 yıllarında artış göstermiştir. Bu artış hem turizm gelirlerinde hem de harcamalarda kendilerini göstermiştir. Ancak 2015 yılında turizm gelirlerinde düşüşler başlamış 2017 yılı itibari ile düşüşlerde toparlanma gözlemlenmiştir.

Aile işletmesi kurumsallaşma yolunda ilerlerken, mevcut durumunu analiz ederek ve işletme yapısı dahilinde hareket etmelidir. Amaçlarıma yönelik aktif, duyarlı, esnek bir yapı oluşturmaları gerekmektedir. Buna yönelik birçok çalışma gerçekleştirmelidir. Bu çalışmalar esnasında yöneticilerin aktifliği ve organizasyonu işletmenin kurumsallaşma aşamasında önem oluşturmaktadır (Ak, 2010: 88).

Turizm işletmelerinde yapının oluşumu için öncelikle durum tespitinin yapılması gerekmektedir. Durum tespiti ile birlikte işletmenin kurumsallaşmada hangi safhada olduğu belirlenmektedir. Analiz ile işletme içerisinde yer alan aile bireylerinin görev ve yetkileri belirlenmektedir. İşletmenin yönetimini sağlayan aile bireyleri işletmenin kar/zarar marjını, satış oranlarını ve organizasyonunu gün yüzüne çıkarmaktadır (Akyol, 2014: 8).

  • Turizm işletmelerinde kurumsallaşma yönünde diğer bir ikinci aşama karar mekanizmasıdır. Aile işletmeleri içerisinde yönetim kademesinde bulunan bireyler karar alma mekanizmasını dahil etmektedirler. İşletmenin aktif olduğu alan birden fazla ise, işletme sahipleri geliştirmek istedikleri alanı tespit etmektedirler.
  • Üçüncü aşama ise SWOT analizidir. İşletmenin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyen bu analizde işletme birçok alanda analiz gerçekleştirmektedir. Yöneticiler SWOT analizini uygulayarak işletmenin sektör içerisindeki durumunu, konumunu ve gelişimini tespit etmektedirler. Analiz sonucunda işletmenin eksik ve düzenlemesi gereken yönleri, hangi alanda ivme yaratması gerektiği belirlenmektedir (ikademi.com, 2008).
  • Dördüncü aşamada ise misyon ve vizyon yer almaktadır. Kurumsallaşmaya başlayan işletmelerin, kurumsal hale gelmesi 5-10 yıl arasında değişmektedir. Beşinci ve son aşama olan kısım ise stratejik yönetimdir. İşletmenin kurumsallaşma için yerine getirmesi gereken stratejik yönetim de, işletmede yer alan en küçük birimden en büyük birime kadar yönetim alanları oluşturmaktadır. Bu durum çerçevesinde; örneğin yönetim kurulunda ve aktif olarak yönetimin içinde genel müdür, genel müdür yardımcısı gibi görevleri olan işletme sahibi ve çocukları gerekli görülürse işletme yönetimindeki görevlerinden çekilebilmektedirler.

Tablo 3: Aile Şirketlerinin Üstünlükleri ve Zayıflıkları

ÜSTÜNLÜKLER

ZAYIFLIKLAR

Uzun dönemli bakış açısı

Sermaye piyasalarına sınırlı erişim

  • Faaliyet serbestisi
  • Menkul kıymet piyasalarının müdahalesi az veya hiç yok
  • Şirketin ele geçirilme riski az veya hiç yok
  • Gurur kaynağı olarak aile kültürü
  • Karmaşık örgüt yapısı
  • Dağınık yapı Şirketin
  • Belirsiz görev dağılımı
  • Akrabaları Kayırma
  • İstikrar
  • Güçlü bir aidiyet duygusu
  • Liderlik süreklilik
  • Aile önceliklerinin işletmecilik gereklerinin önüne geçmesi
  • Yetersiz ve yeteneksiz ile üyelerine karşı tolerans
  • Eşit olmayan ödül sistemi
  • Zor dönemlerde esneklik
  • Elde edilen geliri yeniden yatırıma dönüştürme istekliliği

Sorunlu çocuk sendromu

  • Sınırlı bürokrasi ve sınırlı kişisellik
  • Esneklik
  • Şiddetli çatışma
  • Fazla hızlı karar verme
  • Aile içindeki anlaşmazlıkların iş ortamına taşınması
  • Finansal çıkarlar
  • Büyük başarı kazanma olanağı
  • Babaerkil/otokratik kurallar
  • Değişime karşı direnç
  • Gizlilik
  • Bağımsız kişilikli çalışanlara uygun ortam
  • Kapsamlı iş bilgisi
  • Aile üyeleri için erken yaşlarda başlayan eğitim
  • Finansal zorluklar
  • Aile bireyleri işletmeyi kendi çıkarları için kullanabilir İşletmeye katkı ve gelir arasındaki dengesizlik
  • Veliaht seçme sorunlar

Kaynak: ASO, 2005: 19.

Aile işletmeleri içerisinde yer alan aile bireyleri tarafından ortaya konan inanç, değer ve kurallar işletmelerin yönetim alanına taşındığında aile bireyleri tarafından ortaklaşa paylaşılan inanç, değer, tutum ve kurallar işletme ortamına da taşındığından sağlıklı bir şekilde kurum yapısının meydana getirilmesi olanaklıdır.

Aile şirketlerinin misyon ve vizyon kavramı bilinçli hareket edilmedikçe olumsuz sonuçlarda meydana getirmektedir. Misyona sahip yönetici ve işletmede yer alan aile bireyleri bu misyona o kadar bağlı hareket ederler ki yeniliklere ve gelişimlere sırtlarını dönmektedir. Değişim gerekliliği işletmenin kötü gidişatı ile anlaşılır ve geç kalınmış olunur (Ateş, 2003: 49).

Aile işletmelerinin karşılaştıkları sorunlar; kuşak çatışması, nüfus problemleri, roller çatışması, işin çekirdeğinden gelme eski alışkanlıkların devam etmesi, geleceğe yönelik planlama eksikliği, güç kavgası, dedikodular, profesyonelleşememe, yüksek işgücü devir oranı ve kurumsallaşamama gibi temel başlıklar halinde sıralanabilmektedir. Tüm sorunlar aile işletmelerinin verimini ve etkinliğini yitirmesine neden olmaktadır. Aktiflik ve girişimcilik gibi aile şirketlerinde bulunan özelliklerin yerine getirilmesini engellemektedir. İşletmenin öneminin aile üyelerine aktarılması ile bu sorunların son bulması için etkili bulunmamaktadır (Akyol ve Zengin, 2012: 21).

Sürekli işleyen bir yapıya sahip olunması, sektör içinde aktif bir biçimde yer alınması ve tek bir kişiye bağlı kalınmaması kurumsallaşmanın başlangıcıdır. Aile işletmeleri geniş bir yapıya sahip olmasıyla birlikte klasik koşullardan sıyrılıp günün koşullarına, arz ve talep usullerine yönelmesi gerekmektedir. Özellikle turizm sektöründe kurumsallaşma çok sancılı geçmektedir. Kurumsallaşma sadece yıldız sayısını arttırmak değildir. Kurumsallaşma için dikkat edilmesi gereken önemli hususlar şunlardır (Akyol ve Zengin, 2014: 19):

  • Geçmiş yaşantı ve kalıp yargılardan uzak kalmak,
  • Değişim için çaba sarf etmek,
  • Profesyonel, çağdaş ve ileri görüşlü kişilerle çalışmak, yönetim kadrosunda yer vermek,
  • Kurum kültürünün oluşturulması,
  • Belirli kalite standardının hedeflenmesi,
  • Dar kalıplar ve mevcut çerçevenin dışına çıkarak, güncel bir yapıya sahip olmaktır.

İşletmenin sürdürülebilir bir yapıya sahip olmasındaki tek etken görüldüğü üzere kurumsallaşmadır. Bazı işletmeler ise kurumsallaşma yolunda ilerlerken çıkmaza girerek ticari hayatına son vermektedir. Kurumsallaşmayı zor kılan husus ise aile fertlerinin anlaşamaması ile işletmenin dağılması, yöneticinin yetki ve sorumluluklarını daha yetkin ve profesyonel kişilere devretmeyi uygun görmemesi, işletmenin yerinde sayması, yenileşmeye açık olmaması ve çağın gerisinde kalarak gelişen teknolojiyi ve pazarı dikkate almaması şeklinde sıralanmaktadır (Toros Üniversitesi, 46).

Aile işletmelerinin, kurumsallaşma safhasında sağladığı en büyük yarar; işletme yönetiminde olan aile bireylerine veya işletme yönetiminde bulunmayan ortaklara bunun yanı sıra aileden olmayan ama yönetimde yer alan kişilere ortak bir çalışma ortamı sağlamasıdır. Bu yarar ile verimli ve sağlıklı iş ortamları meydana gelebilmektedir. Kurumsallaşma yolunda hareket eden aile şirketleri, şeffaflık ve güven ile işletme çıkarı yolunda hareket etmeyi amaçlamaktadır. Aile işletmelerinde yönetimde, idaresinde, kuruculuğunda aynı kişiyi barındırması esasında kurumsallaşma ilkelerine ters düşmektedir. Fakat kurumsallaşmanın bu ve benzeri aile işletmelerinde uygulanması birçok sorunun çözümünü sağlamaktadır (Akyol ve Zengin, 2012: 5).

İşleyişine devam eden işletmeler ile kapanan işletmeler arasındaki fark işletme kurucularının kendilerinden sonraki nesillere ben yaşamadım o yaşasın mantığı çerçevesinde davranmaları ve sorumluluk yüklememeleridir. Sorumluluk yüklenmeyen ve belirli tecrübeye sahip olmayan genç kuşak, var olan işleyişe ayak uyduramadığı için ya tükenmişlik yaşamakta ya da işi bilene devretmediği için işletme sona ermektedir. Bu durum gösteriyor ki sürdürülebilirlik bilgi, yetenek ve deneyime bağlı olarak gelişmektedir. Sadece genç nesil değil yetişkinlere büyük görevler düşmektedir. Büyümenin hızlı gerçekleşmesi sürdürebilirliği meydana getirmektedir. Durumun aksine hızlı büyümek için sert bir yönetim tarzı belirlemek, tek bir kişiye bağlı kalarak yönetim alanının oluşturulması, işletme kurallarının uygulanma esasında değiştirilebilir olması gibi yanılgılar şirketlerin iflasına sebebiyet vermektedir (Toros Üniversitesi, 46).

Şekil 3: Aile Şirketleri Yönetim Şeması

Kaynak: Deloitte, 2007: 7.

Şekilde görüldüğü üzere aile şirketleri için yönetim şeması yer almaktadır. Yönetim şemasının aile şirketlerinde uygulanması büyük etki gösterecektir. Şekilde daire içinde yer alan “Aile Konseyi” aile yapısının bulunduğu ve aile karar alma sisteminin geliştiği alan olarak yer almaktadır. Aile konseyleri, aile ile ilgili durumları ele almakta, durumları istişare edip karara bağlamakta, ailenin gelişimini sağlamakta ve ailenin varlıklarını elinde bulundurmaktadır.  Orta ölçekli aile şirketinde olması gereken yönetim kurulu yapısı şu şekilde oluşmalıdır (Deloitte, 2007: 7):

  • İcra Başkanı (Aileden)
  • Hissedar (Aileden, icrada görev almıyor)
  • Genel Müdür Yardımcısı ( Aileden – icra başkanının yerine geçmesi bekleniyor)
  • Profesyonel (“Aileden Bağımsız” Üye)
  • Profesyonel (“Aileden Bağımsız” Üye)
  • Profesyonel (“Aileden Bağımsız” Üye)
  • Profesyonel (“Aileden Bağımsız” Üye)

Kurumsallaşma yapısı içine giren aile şirketlerinde bu aşama çok önem arz etmektedir. Aile kurumunun içinde yer alan yöneticilere büyük görev düşmektedir. Yöneticiler işletme içinde uyumu ve durumu temin etmekle mükelleftir. İşletme düzeninin oluşması için bilgi akışının sağlanabilmesi, birimlerin başarılı ve etkili bir şekilde hareket etmesi bu yolla sağlanacaktır. İşletmenin çalışanlara sağladığı destek ve verdikleri değerle birlikte hem aile üyelerince hem de diğer çalışanlar tarafından olumlu bağlılık, etkili çalışma ve verimin artması sağlanacaktır. Bu da kurumsallaşma için önemli adımları meydana getirmektedir (Şahman, Tengilimoğlu ve Işık, 2008: 4).

Şekil 4: Aile Şirketleri İçin Örnek Yol Haritası

Kaynak: Deloitte, 2016: 27.

Şekil 4’te görüldüğü üzere aile işletmelerinin izlemesi gereken yol haritası yer almaktadır. Bu yol haritası yedi temel başlığa ayrılmıştır. Bu temel başlıklar ve içerikleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Kurum büyüme stratejisinin oluşturulması; büyüme stratejilerin yapılandırılarak hedeflerin belirlenmesi.
  • Aile şirket ilişkilerinin düzenlenmesi; aile anayasasının oluşturulması, ailenin bu anayasa ile uyumlu olması, yönetimde kimin yer alacağının belirlenmesi, yönetim kadrosunun tespiti ve kurum etik değerleri ve iletişiminin sağlanması işletmenin sağlıklı bir işleyiş gerçekleştirmesinin de önemli paya sahiptir.
  • Finansal dönüşüm ve raporlama; bağımsız denetim, sistemli dönüşüm ve bütçenin hazırlanması, uyumlu raporlama teknikleri ile işletmenin ekonomik kontrolü sağlanmaktadır.
  • İç kontrol sisteminin etkinleştirilmesi ve iç denetim fonksiyonlarının kurulması; şirketin tüm iç sürecinin kontrol edilmesi ve denetimlerin gerçekleşmesi sağlıklı ilerleyişi mümkün kılmaktadır.
  • Kurumsal risk yönetimi çerçevesinin oluşturulması; risk yönetimi, risk alma, rapor ve prosedürlerinin oluşturulması oluşabilecek herhangi bir riskin önüne geçilmesini sağlamaktadır.
  • Marka stratejisinin oluşturulması; marka konumlandırma, stratejinin belirlenmesi şeklindedir.
  • İnsan kaynakları politikasının değerlendirilmesi; performans ve yeteneklerinin analizi ile verimin artması sağlanmaktadır.

SONUÇ

           

Son yıllarda turizm gelişen ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan bir sektör haline gelmiştir. Turizm, ülkenin eksik kalan yerlerini tamamlayan önemli bir ekonomik araç da olmuştur. Turizm sektörü ile birlikte etkinlik kazanan turizmi işletmeleri yetkinlikleri, kapasite ve verimlilikleri ile ekonomik yapı içerisinde önem oluşturmaktadır.

                Turizm sektörü içerisinde önemli bir yere sahip olan ve ciddi ekonomik katkı sağlayan işletmelerin kurumsal bir yapıya bürünememesi, sektörü küçültecek ve ekonomik olarak zarar verebilecektir. Turizm sektöründe yer alan aile işletmelerinin bu alan da meydana koydukları durum önem oluşturmaktadır. Turizmin temelini oluşturan işletmelerin kurumsal bir yapıya sahip olması ise hem ekonomik hem de toplumsal kalkınmada esas oluşturmaktadır.

Turizmde yer alan aile işletmelerinin en büyük sorunu kurumsallaşmadır. Kurumsallaşma aile işletmelerinin uzun ömürlü olması ve gelişmesi için en önemli unsurdur. Aile işletmelerinin uzun ömürlü olamamasındaki en büyük unsur bir kişiye bağlı kalarak ilerlemeleridir. İşletmeler kurucuları olan ilk ve ikinci neslin çizdiği çemberin dışına çıkamayarak ilerlemektedir. Mevcut olan kurucu nesil ise yönetim alanını paylaşmak istememekte ve diğer nesillere yol açmamaktadır. Bu nedenle işletmeler kurucu kişinin ölümünden sonra kısa vadeli olmakta ve yaşamını devam ettirememektedir. Aile işletmeleri için büyüyememesindeki diğer sebeplerden biri de, aile yapısındaki dengesizliktir. Aile bireylerinin geçinememesi ve ortak karar sağlayıcı bir yapıya sahip olmamalarından kaynaklı olarak işletme gelişme kaydetmemekte ve yerinde saymaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra kopuşlarda meydana gelebilmekte işletme ikiye ayrılıp dağılabilmektedir. Deneyimsiz nesillerin yönetimde yer alması da başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Esas sahipleri işletmeyi deneyimsiz, bilgisiz ve yeteneksiz genç kuşağa vermesi işletmenin çöküşüne sebep olabilmektedir.

Kurumsallaşma, aile işletmelerinde verimliliği sağlamakta ve ülke ekonomisinde önemli yol kat edilmesine imkan sağlamaktadır. Kurumsallaşmanın gerçekleşmesi için gerekli duyulan kriterlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Diğer bir nokta ise eksikliklerin giderilmesi esasıdır. Kurumsallaşmanın sağlanması için hangi noktalardan gelişimin gerçekleşmesi gerekliliğinin tespit edilmesi ve iyi bir politikanın uygulanması gerekmektedir. Bu hususlar neticesinde işletme uzun ömürlü ve verimli bir yapıya bürünebilmektedir.

Çalışma içerisinde ilk ele alınan konu kurumsallaşma kavramı ve işletmelerdir. Ardından turizm sektöründe yer alan özellikle aile işletmeleri şeklinde yapılanmış turizm işletmeleri ele alınmıştır. Turizm işletmelerinde kurumsallaşmanın önemi vurgulanmıştır. Sonuç olarak çalışma esasında ortaya çıkan sonuç şu ki; eğer işletme kurucunun hakimiyetinde devam eder ve hiçbir değişiklik sağlayamazsa kurucunun ölümünden sonra işletmede uzun ömürlü olamaz. Mevcut durum tüm aile işletmelerinde geçerlidir. Güncel kalabilen, dünyayı takip eden, sürekli değişen ve gelişen aile işletmeleri ülkeye ekonomik anlamda katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra genç nesillere istihdam alanı sağlayabilen önemli bir iş sahası olabilmektedir. Bu şekilde hem ülkesine hem de işletmenin kendisine büyük yararlar sağlayabilecektir. Sayılan sebeplerden ötürü aile şirketleri ailenin ekonomik kalkınma sağlaması yönünden değil, hem ülke hem de toplum için büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple aile şirketlerinin planlı bir şekilde kurumsallaşmaları ve gelişmeleri gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Ak, B. (2010). Aile İşletmelerinde Kurumsallaşmanın İşletme Başarısına Olan Etkileri: Aydın İlinde Faaliyet Gösteren Aile İşletmeleri Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Akça, N. (2010). Aile İşletmelerinin Tanımı, Özellikleri Ve Aile İşletmelerinde Kurumsallaşma, Denizli İlinde Bir Araştırma, Yüksek Lisan Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Akyol, C. (2010). Turizm Sektöründe Faaliyet Gösteren Aile İşletmelerinde Yaşanan Kurumsallaşma Sorunları; İstanbul’da Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Akyol, C., Zengin, B. (2012). Turizm Sektöründe Faaliyet Gösteren Aile İşletmelerinde Yaşanan Kurumsallaşma Sorunları: İstanbul’da Bir Araştırma, VI. Lisansüstü Turizm Öğrencileri Araştırma Kongresi: 3-24.

Akyol, C., Zengin, B. (2014). Turizmde Kurumsallaşma Sorunları, Aile İşletmeleri Örneği, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, 1-22.

ASO (2005). Aile Şirketleri: Değişim ve Süreklilik, Ankara.

Ateş, Ö. (2003). Aile Şirketlerinde Değişim Ve Süreklilik Anlayışı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Aylan, S., Koç, H. (2017). İşletmelerin Kurumsallaşma Kriterlerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Ölçek Geliştirme Çalışması, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 19(2): 564-585.

Büyükcebeci, M. (2012). Aile Şirketlerinde Transfer Fiyatlaması Uygulaması Ve Konya İlinde Faaliyet Gösteren Şirketler Üzerinde Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Çalışkan, M. (2011). Aile İşletmelerinde Yönetimin Bir Sonraki Kuşağa Devrinde Karşılaşılan Sorunların Tespitine Ve Bu Sorunların Çözümüne İlişkin Bir Araştırma. Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Deloitte (2007). Aile Şirketleri İçin Adım Adım Kurumsal Yönetim, İstanbul.

Deloitte (2016). Aile Şirketlerinde Sürdürülebilir Başarının Anahtarları, İstanbul.

Dilbaz, S. (2005), Büyüme Ve Kurumsallaşma Sürecinde Aile Şirketlerinde Yönetim. Karaman Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Erdirençelebi, M. (2012). Aile İşletmelerinde Kurumsallaşmanın Gerçekleşmesi İle Sürdürülebilirliğin Sağlanmasında Kuşaklar Arası Farklılıklar. Doktora Tezi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Gül, H. (2012). İşletmelerdeki Kurumsallaşma Düzeyinin İşletme Performansına Etkisi: Konaklama İşletmelerinde Bir Uygulama. Yüksek Lisans Tezi. Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Gülen, D. (2005), Aile İşletmelerinin Kurumsallaşması ve Bu Süreçte Yaşanan Sorunlar: Kahraman Maraş Örneği, Yüksek Lisans Tezi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Kiracı, M., Alkara, İ. (2009). Aile İşletmelerinde Kurumsallaşmaya Verilen Önem Ve Turizm Sektöründeki Konaklama İşletmeleri Üzerine Bir Araştırma: Alanya-Eskişehir Örneği. Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi, 10(1): 167-197.

Meşe, B. (2005), Aile Şirketlerinin Kurumsallaşması, Yüksek Lisans Tezi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Özkoç, A., Kemer, E. (2017). Konaklama İşletmelerinde Kurumsallaşmanın Örgütsel Yenilik Açısından Stratejik Rolü. Gaziantep University Journal of Social Sciences, 16 (2): 568-578.

Sarıtaş, A., Gürsoy, S., Sarı, S. (2016). Uluslararası Pazarlama Faaliyetlerinde Aile Şirketlerinde Kurumsallaşmanın Etkisi. Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 5(1): 135-152.

Şahman, İ., Tengilimoğlu, D., Işık, O. (2008). Özel Hastanelerde Yönetimin Profesyonelleşmesinin, Kurumsallaşma Süreci Üzerindeki Etkisini Belirlemeye Yönelik Alan Çalışması, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 10(2), 1-23.

Toros Üniversitesi, http://muhaz.org/t-c-toros-universitesi-sosyal-bilimler-enstitusu-isletme-ana-b-v2.html, (11.08.2018)

Turizm Bakanlığı, http://yigm.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/53370,isletme-ve-yatirim-belgeli-tesis-istatistikleri-2016xls-.xlsx?0, (11.08.2018).

Türsab, https://www.tursab.org.tr/tr/turizm-verileri/istatistikler/turist-sayisi-ve-turizm-geliri/2003-2017-gelirsayi-ve-ortalama-harcama_68.html, (11.08.2018).

Ulukan, C. (2005). Girişimcilerin ve Profesyonel Yöneticilerin Kurumsallaşma Perspektifi, Sosyal Bilimler Dergisi, 2: 29-41.

Yörük, N. (2006). Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Ve Halka Açılmanın Finansal Performans Üzerine Etkisi: Halka Açık Bir Aile Şirketi Üzerinde Vaka Çalışması, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 181-202.

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi