Sözlü Veya Eylemli Fesih Halinde İşe İade Davasının Açılma Süresi Ne Zaman Başlar ?

Sözlü Veya Eylemli Fesih Halinde İşe İade Davasının Açılma Süresi Ne Zaman Başlar ?



 

İş sözleşmesi, işçi ile işveren arasında akdedilen iki taraflı bir sözleşmedir. Taraflar, sözleşmenin hükümlerini, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun (“Kanun”) emredici kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, serbestçe belirleyebilir. Koşullarının varlığı halinde de işçi veya işveren tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilir.

İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshinde, iş sözleşmesi, işçiye herhangi bir ihbar süresi verilmeksizin derhal sonlandırılmaktadır. İşveren, Kanun’un 25.maddesinde sayılan ve işveren bakımından haklı neden teşkil eden durumların varlığı halinde sadece fesih bildiriminde bulunarak iş sözleşmesini derhal feshedebilir.

Peki işveren fesih bildiriminde bulunmuş ancak bunu işçiye tebliğ etmemişse ve fesih bildiriminin yapıldığı kesin olarak belirlenebilecek bir eylemden kaynaklanıyor ise dava süresine esas alınacak kesin tarih ne olacaktır?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/19130 E. 2017/11838 K. Ve 04.07.2017 tarihli kararında,

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin 02/01/2015 tarihinde sonlandırıldığını belirterek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili,  davacının iş sözleşmesinin verilen görevi yerine getirmekten imtina ettiği, hatırlatılmasına rağmen davranışlarına devam ettiği, diğer personel ve misafirlerin önünde işyerinde çalışan başka işçiye sataştığı, argo kelimeler kullandığı, görevini gereği gibi yerine getirmediği, iş disiplinine sahip olmadığı gerekçeleriyle İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, fesih bildiriminin müvekkil şirket tarafından davacıya 02/01/2015 tarihinde sözlü olarak yapıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının sözleşmesinin feshine dayanak yapılan eylemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

yargitay

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi;

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.

İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır.

Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir.

Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshinin 02.01.2015 tarihinde davacı işçiye bildirildiği, bu tarihin davacı tarafından dava dilekçesinde belirtildiği gibi mahkemenin de kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Dava ise 09.02.2015 tarihinde ve bildirim tarihine göre bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açılmıştır. Dava hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.

SONUÇ

İşveren fesih bildiriminde bulunmuş ancak bunu işçiye tebliğ etmemişse ve fesih bildiriminin yapıldığı kesin olarak belirlenebilecek bir eylemden kaynaklanıyor ise eylemin yapıldığı tarih esas alınacak ve dava açma süresi eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

E-posta Girişi
E-Mükellef Girişi